KEKEMELİK VE AKICILIK BOZUKLUKLARI

2017

16

Eylül

KEKEMELİK VE AKICILIK BOZUKLUKLARI Uzmanlık Alanlarımız / Dil ve Konuşma Terapisi

Dil ve konuşma sorunlarını belirlemek oldukça zordur. Dünya Sağlık Örgütüne göre ortalama yaş grubunun %3,5’inde dil ve konuşma sorunu olduğunu tahmin edilmektedir. Örgün öğretim içerisinde konuşma sorunları yaygındır ve bu süreçte önemli oranda dil ve konuşma sorunlu öğrenci ile karşılaşılmaktadır (Topbaş, Konrot ve Ege, 2002).

Konuşma sürecinde normalden farklı hız, ritim gözlenmesi ve ses, hece, sözcük ya da sözcük öbeği tekrarları biçiminde konuşma akışının kesintiye uğramasına akıcılık bozukluğu adı verilir. Tüm bu belirtilere aşırı gerginlik, çabalama davranışları ve ikincil davranışlar eşlik edebilir (ASHA, 2003).

Akıcılık, konuşmanın çabasız biçimde akıcı olması olarak düşünülebilir (Guitar, 2006). Ancak akıcısızlık ile kekemelik yakın olsalar da eş anlamlı değillerdir. Birçok durumda birçok insan için akıcısız konuşma normal olarak görülür. Ayrım bazen bulanık olmakla birlikte hece tekrarı önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bütün konuşmacıların konuşmasında bulunmakla beraber kekeleyen bireylerin konuşmasında çok daha sıklıkla görülür. Normal konuşmanın bozulması çoğunlukla sözcük bulma, cümle kurma, mesajın içeriğini yeniden düşünme ve yakınlarda gerçekleşen dikkat dağıtıcı bir olay gibi konuşmacının fark ettiği sebeplerle ilişkilendirilmiştir. Konuşmacı konuşmanın bozulmasının sebebini fark ettiğinde, bunun normal akıcısızlık olarak kabul etmektedir. Bu gibi sebeplerden ötürü normal akıcısızlık deneyimi hem kekeleyen hem kekelemeyen kişiler için benzer şekilde paylaşılır. Tam tersine, söylenecek sözcüklere tamamen karar verildiği ve konuşmacının niyeti konuşmayı başlatmak olduğu halde üretim her hangi bir sebep olmadan takıldığında, konuşmacı bu deneyimin kekemelik etiketine uygun olduğunu kabul etmektedir.
Yairi ve Seery, (2011) kekemeliği altı ana boyutundan söz etmektedirler:
Açık Konuşma Özellikleri:
Normal konuşma akışındaki bu kesilmeler, solunum, ses üretimi ve artikülasyon aşamalarında oluşur ve akustik olarak seslerin ve hecelerin tekrarı, seslerin uzatılması, sesin durdurulması gibi şekillerde kendini gösterir.
Eşlik eden fiziksel durumlar: Bu boyut, özellikle baş ve boyunda ancak vücudun diğer bölümlerinde de görülebilen gergin vücut hareketleri olarak tanımlanabilir. Bu hareketler akıcısız konuşma olaylarıyla ilişkili olarak kendini gösterir. Bunlar ikincil özellikler olarak bilinirler. Bu yüzden kekemeliğin oluşması veya tanılanması için gerekli değillerdir ve kekeleyen kişinin kekeleme durumunda iletişimi ileriye götürme çabası olarak görünebilir.
Fiziksel Aktivite: Kekeleyen bireyin konuşması sırasında oluşan kan akışındaki değişiklikler, derinin ve göz bebeklerinin verdiği tepki, beyin dalgası aktivitesi ve diğer fizyolojik değişikliklerle ilişkilendirilmiştir. Bunlardan birçoğu çıplak gözle gözlemlenemez ancak araştırmacılar tarafından belgelenmeye ve çalışılmaya devam edilmektedir.
Duygulanım Özellikleri: Kekeleyen kişilerin birçok durumda konuşma korkusu yaşamak gibi güçlü duygusal tepkiler gelişmesi oldukça yaygındır. Bu duygular konuşmaktan kaçınmaya yol açacak kadar yoğun olduğunda, bozukluğun duygusal boyutu normal konuşmayı gölgeleyebilir. Küçük çocuklarda bile, özellikle öz uyum güçlüğü olan çocuklarda konuşmadan kaçınma, konuşma korkusu, üzüntü ve engellenmişlik hissine yol açabilir.
Bilişsel Süreçler: Kekemelikle aşina olan her profesyonel, ebeveynlerin, öğretmenlerin, akrabaların veya diğer dinleyenlerin kekeleyen kişi için “konuşabildiğinden hızlı düşünüyor” şeklinde yorum yaptığını duyma ihtimali yüksektir. Bir ebeveyn “ Söylemek istediği çok fazla şey var ve hepsini bir kerede çıkartamıyor” şeklinde yorum yapabilir. Bu varsayımlar geçerli olabilir. Konuşmalarının seçim, planlama, hazırlık ve uygulamasının bilişsel altyapısı ( ör. neyi nasıl söyleyecekleri) kekeleyen kişi için aşırı yükleme yaratabilir ve bu durum kekeleyen bir konuşmayla sonuçlanabilir. İkincisi, bilişsel boyut aynı zamanda kişinin kendi kekemeliğiyle ilgili farkındalık derecesi ile de ilgilidir. Üçüncü alan ise kişinin akıcılık bozukluğunun doğası ve özelliklerini belirlemek için kullanılan kavramlarla ilgilidir. Örneğin bir kişi kekelemesinin algısını sözcüklerin boğazında takılması, sözcükleri nesnelere benzetme şeklinde ilişkilendirebilir. Ancak gerçekte olan olay kas aktivitesi ve hareketinin bölünmesidir.
Sosyal Dinamikler: Kekemelik bozukluğunun kişiler arası iletişimde yıkıcı etkileri olabilir çünkü kekelemekten korkmak sosyal etkileşimdeki çeşitli güçlüklere katkı yapar. Örnekler sınıf katılımı, sohbet başlatma, telefonu açma ve yeni çevrelere uyum sağlama ve kariyer seçimlerini içerir. Guitar (2006) ise kekemeliği konuşmanın akışındaki anormal derece yüksek sıklıkla ve sürede oluşan duraklamalarla tanımlamıştır.
Duraklamalar çoğunlukla şu şekilleri alır:
1. Ses ve hece tekrarı veya tek heceleri sözcüklerin tekrarı
2. Seslerin uzatılması
3. Hava akışında bloklar veya konuşmada seslemeler.
Guitar ayrıca, kekelemeye başlayan çocukların şaşkınlık, engellenmişlik hissi, utanç ve korku gibi birçok duygu yaşadığını belirtmiş, konuşmada yaşadığı güçlükle beraber bu hisler kekeleyen kişinin okul ve sosyal durumlarda kendini sınırlamasına yol açabileceğini öne sürmüştür. Kekemeliğin temel konuşma davranışı tekrarlar uzatmalar ve bloklardır. Tekrarlar kekelemeye yeni başlamış çocuklar arasında en sık gözlenen temel davranışlardır ve bir ses hecesinin veya tek heceli sözcüğün birçok kez tekrarı gözlenir. Seslerin uzatılması kekelemeye yeni başlamış çocukların konuşmasında sıklıkla görülebilir. Bloklar ise ortaya en son çıkan temel davranıştır.
Bloklar, kişi hava akışını veya sesi, solunum, ses üretimi ve ağız içi yapıların hareketini uygun olmayan biçimde durdurduğu zaman oluşur. Kekemelik devam ettikçe, bloklar uzamaya, daha gergin olmaya ve tremor görülmeye başlar. Bu hızlı titreşimler kişi bir sözcükte blok yaptığında dudaklarda ve çenede kolayca gözlenebilir. İkincil davranışlar öğrenilmiş davranışlardır ve iki biçimde gözlenir: kaçma ve kaçınma davranışları “Kaçma” ve “kaçınma” terimleri davranışçı öğrenme literatüründen alınmıştır. Kısaca kaçma davranışları, konuşmacı takıldığında zaman, takılmayı sonlandırıp sözcüğü bitirme çabası sonucu oluşur. Yaygın kaçma davranışları göz kırpma, kafa sallama ve “”ııı” gibi fazladan seslerin eklenmesidir. Kaçınma davranışları ise, konuşmacı takılacağını fark ettiğinde ve takıldığında yaşadığı olumsuz deneyimleri hatırladığında öğrenilir.
Kaçınma davranışı daha önceden kekeleme durumlarından kaçmak için (göz kırkma, “ıı” ) kullanılmış davranışlara başvurmayı içerir. Veya kişi söylemeyi planladığı sözcüğü değiştirmek gibi farklı bir şey deneyebilir. Kekemelikten kaynaklanan duygular sadece engellenmişlik hissi ve utancı değil aynı zamanda yeniden takılma korkusunu, kendine yardım edemediği için yaşadığı korkuyu ve dinleyicilere karşı düşmanlığı da içerir (Guitar, 2006). Kekemelik terapisi, kekemeliğin beraberinde getirdiği konuşma güçlüğü ile beraber görülebilen sosyal, duygusal ve bilişsel süreçlerin hepsine müdahale eder. Konuşmayı ve daha kapsamlı olarak iletişim becerilerini ele alarak, bireyin yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefler.

PROBLEM TARAMA ENVANTERİ

Çocuğunuzun Problemini Birlikte Değerlendirelim!

UZMANLIK ALANLARIMIZ

Yorum yazın

DİLGEM Eğitim Öğretim Danışmanlık ve Yayıncılık Ltd. Şti. Atatürk Mahallesi Girne Caddesi Zengin İş Merkezi No: 20 D: 7-9 Ataşehir / İSTANBUL

+90 (216) 456 42 42

dilgem@dilgem.com.tr

www.dilgem.com.tr

FOTO GALLERİ

  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf12.jpg
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf14.png
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf13.png
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf10.png
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf1.jpg
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf2.jpg
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf3.jpg
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf4.jpg
  • /upload/gallery/dilgem-dil-gelisim-merkezi-fotograf5.jpg