MAKALELER

DEHB mi, Duyusal İşleme (Modülasyon) Farklılığı mı?

DEHB mi, Duyusal İşleme (Modülasyon) Farklılığı mı?

5 dk. okuma süresi
DEHB mi, Duyusal İşleme (Modülasyon) Farklılığı mı?

DEHB mi, Duyusal İşleme (Modülasyon) Farklılığı mı?


Dr. Psikolojik Danışman/ Psikolog Ezgi DENİZEL GÜVEN



Çocuğunuzun sürekli kıpır kıpır olması, sınıfta en ufak bir seste dikkati dağılması veya belirli kıyafetlerin dokusundan, hatta bir kalemtraş sesinden aşırı rahatsız olması sıklıkla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile ilişkilendirilir. Ancak bazen bu davranışların temelinde DEHB ile sıkça karıştırılan, ancak nörobiyolojik kökenleri farklı olan Duyusal Modülasyon Bozukluğu (Duyusal İşleme Farklılığı) yatar.

Peki, bu iki durum arasındaki ince çizgiyi nasıl anlarız ve hem evde hem okulda çocukları nasıl destekleyebiliriz?

DEHB ve Duyusal İşleme: İnce Bir Çizgi

DEHB’li çocukların beyni "hiç durmayan bir motor" gibi çalışır. Bu durum, dopamin mekanizmaları ve yönetici işlevlerle bağlantılı olarak dürtü kontrolü ve odaklanma sorunlarıyla kendini gösterir.

Duyusal modülasyon bozukluğunda ise sorun, beynin dış dünyadan gelen (ses, ışık, koku, doku) uyaranları yeterince filtreleyememesidir. Örneğin, bir DEHB’ li çocuk "dürtülerini düzenlemekte zorlandığı için bir arkadaşını itebilirken; duyusal hassasiyeti yani modülasyon farklılığı olan bir çocuk, ortamdaki gürültüden "aşırı uyarıldığı için" sinir sistemi alarm vererek savaş ya da kaç moduna girdiği için tepki vermiş olabilir. Ne yazık ki günümüzde hem okul sisteminde hem de klinik süreçlerde bu iki durum sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.

Bu nedenle doğru ve kapsamlı değerlendirme bu süreçte oldukça önem kazanmaktadır. Çocuğunuzun okuldaki davranışları ya da dikkati ile ilgili bir geri bildirim aldıysanız hangi adımları izleyerek süreci etkili şekilde yönetirsiniz?

  • Duyu Profilini Değerlendirtin: Duyu profilimiz parmak izimiz gibidir. Hepimizin farklı duyusal hassasiyetleri ya da duyusal arayışları olabilir. DEHB gibi görünen bazı vakalarda çocuklar “duyusal bir arayış” içinde olabilirler. Özellikle sınıf ortamında, durağan aktivitelerin fazla olduğu, uzun süre oturmaları gereken durumlarda çocuklar duyusal bir arayış içine girebilir ve hareketlenebilirler. Bu nedenle çocuğunuzla ilgili okuldan bir geri bildirim aldıysanız çocuğunuzun “duyu profilini” bir ergoterapist aracılığıyla çıkarttırabilirsiniz. Eğer duyu profilinde bir modülasyon (uyaran arayışı ya da hassasiyeti) farklılığı gözlenmediyse bilişsel süreçlerinin değerlendirilmesi için bir çocuk ergen psikiyatristi ya da psikoloğa başvurabilirsiniz.

 

  • Bilişsel Süreçlerin Değerlendirilmesi: Öğrenme piramidinin en alt basamağında duyusal sistem, onun bir üstünde duyu-motor, duyu-motor sistemin üstünde ise yürütücü işlevlerin (dikkat-odaklanma, hafıza, akıl yürütme- mantık, problem çözme, dil becerileri, dürtü kontrol becerisi, bilişsel esneklik becerisi) yer aldığı bilişsel sistem bulunur. Sinir sisteminin yürütücü organı beyin içeriden dışarıya doğru gelişim gösterir. Ağırlıklı olarak bilişsel becerileri yöneten prefrontal korteksin (beynin ön bölümünde yer alan kabuk kısmı) yapısı ve fonksiyonları DEHB’li bireylerde tipik gelişim gösteren bireylere göre farklı gelişmektedir. Bu nedenle DEHB söz konusu olduğunda çocuğun aile öyküsü, doğum öncesi ve doğum süreçleri dahil olmak üzere gelişimsel yolculuğunu da içeren kapsamlı bir bilişsel değerlendirme kritik bir önem arz etmektedir. DEHB’i altı yaş itibariyle ayırt edebileceğimiz değerlendirme araçları mevcuttur. Moxo Dikkat Testi, CAS (Cognitive Assesment System) ya da WISC-4 ülkemizde de uygulanan değerlendirme araçları arasında yer almaktadır. Eğer bu araçlar ile yapılan değerlendirmelerde DEHB olabileceği yönünde bir bulguya ulaşılırsa uzmanın yönlendirmelerini dikkate almanızı öneririz.

Aileler ve Öğretmenler İçin Uygulanabilecek Temel Stratejiler Neler Olabilir?

İster DEHB ister duyusal modülasyon farklılığı olsun bir uzman yardımıyla süreci yönetmek hem çocuğun sağlıklı gelişimi hem de ailenin doğru ve etkili müdahaleleri için çok önemlidir. Bu nedenle önce uzmanınızdan destek almanızı öneririz. Çünkü her çocuk özel ve her insan biriciktir. Bununla birlikte bu iki durum sıklıkla iç içe geçtiği için, tek bir yaklaşımdan ziyade çok boyutlu stratejiler kullanmak en etkili yoldur. Bilimsel temelli ve uygulamalı yaklaşımlar aşağıda özetlenmiştir:

1. Duygusal Regülasyon ve Otonom Sinir Sistemi Desteği

  • Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Teknikleri: Çocuklara duygularla savaşmak yerine onları kabul etmeyi öğretin. "Duygular dalga gibidir; gelir, yükselir ve geçer" metaforunu kullanarak çocukların zor anlarda sakinleşmelerine alan açın. Duygu repertuarını geliştirin ve duygularını fark ederek, duygu-düşünce- davranış ayrımını yaparak davranışlarını ortama uygun davranmaları konusunda yardımcı olun. Eğer bu konuda siz de kendinizi yetersiz hissediyorsanız “duygu düzenleme ve dürtü kontrol becerilerini” geliştirmek için bir uzmandan destek almanızı öneririz.
  • Mindfulness ve Topraklanma: Otonom sinir sistemini dengelemek için nefes egzersizleri ve "topraklanma" (grounding) çalışmaları uygulayabilirsiniz. Hem kendiniz için hem de çocuğunuzla birlikte uygulayacağınız farkındalık egzersizleri duygu düzenleme ve dürtü kontrolü için yardımcı olacaktır. “Zihin kavanozu” ya da "Sihirli Kum Saati" yöntemi gibi; çocuk bunaldığında kum saati akarken sadece derin nefes almasına odaklanmasını sağlayabilirsiniz. Bu yöntemleri çocuğunuzla birlikte uygulamanızı öneririz.

2. Çevresel Düzenlemeler (Okul ve Ev)

  • Görsel ve İşitsel Uyaran Kontrolü: Sınıf veya çalışma ortamındaki görsel karmaşayı azaltın. Duyusal hassasiyeti olan çocuklar için gürültü engelleyici kulaklıklar veya sadeleştirilmiş çalışma alanları yardımcı olabilir. Ancak duyusal arayışı olan çocuklar için dikkat çekici, öğretici görsellerden yararlanmak faydalı olacaktır.
  • Hareket İhtiyacı İçin "Gizli Görevler": Çocukları "yerinde otur" diye uyarmak yerine, onlara hareket etmelerini sağlayacak sorumluluklar verin. Örneğin: "Tahtayı silme sorumlusu", "kitapları taşıma görevlisi" gibi roller, hem odaklanmalarını sağlar hem de içsel hareket ihtiyacını yönetmelerine yardımcı olur. Evde de çorap katlama, çamaşır asma, katlama, pirinç, mercimek ayırma, düğme dikme gibi görevler verilerek dürtü kontrolü arttırılabilir.

3. Bilişsel ve Sosyal Koçluk

  • Bilişsel Esneklik Çalışmaları: Çözüm Odaklı tekniklerinden yararlanarak, çocuğun kendini izlemesi, kaynaklarını fark etmesi, bu kaynakları kullanarak kendine uygun etkili çözüm stratejileri geliştirmesi sağlanabilir.
  • Sosyal Beceri Desteği: Akran ilişkilerinde dürtüsel konuşmaların önüne geçmek için "bekleme süreleri" (3-2-1 nefes al, sonra konuş) gibi basit ama etkili sosyal koçluk stratejileri geliştirebilirsiniz.
  • Dikkat Becerisinin Geliştirilmesi: DEHB söz konusu olduğunda ne kadar erken “eğitim” o kadar etkili sonuç demek yanlış olmayacaktır. Araştırmalar, özellikle erken çocukluk döneminden itibaren uygulanan dikkat müdahale programlarının çocuğun dikkat ve dürtü kontrol becerisini fark yaratacak şekilde arttırdığını ortaya koymaktadır. Bu programlar arasında ülkemizde de uygulanan 4-14 yaş PAY ATTENTION KIDS, 7-14 yaş ATTENTIONER dikkat programları bireysel çalışmalarda kullanılmaktadır.

Unutmayın: Çocuğunuzun yaşadığı zorluklar, onun başarısızlığı değil; dünyayı biraz daha hızlı, biraz daha hareketli ve farklı bir yoğunlukta hissetme biçimidir. Doğru rehberlikle bu enerji, onun en büyük süper gücüne dönüşebilir.

 

We use cookies to improve your experience.