DEHB mi, Duyusal İşleme (Modülasyon) Farklılığı mı?
Dr. Psikolojik Danışman/ Psikolog Ezgi DENİZEL GÜVEN
Çocuğunuzun sürekli kıpır kıpır olması, sınıfta en
ufak bir seste dikkati dağılması veya belirli kıyafetlerin dokusundan, hatta
bir kalemtraş sesinden aşırı rahatsız olması sıklıkla Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile ilişkilendirilir. Ancak
bazen bu davranışların temelinde DEHB ile sıkça karıştırılan, ancak
nörobiyolojik kökenleri farklı olan Duyusal Modülasyon Bozukluğu
(Duyusal İşleme Farklılığı) yatar.
Peki, bu iki durum arasındaki ince çizgiyi nasıl
anlarız ve hem evde hem okulda çocukları nasıl destekleyebiliriz?
DEHB
ve Duyusal İşleme: İnce Bir Çizgi
DEHB’li çocukların beyni "hiç durmayan bir
motor" gibi çalışır. Bu durum, dopamin mekanizmaları ve yönetici
işlevlerle bağlantılı olarak dürtü kontrolü ve odaklanma sorunlarıyla kendini
gösterir.
Duyusal modülasyon bozukluğunda ise sorun, beynin dış
dünyadan gelen (ses, ışık, koku, doku) uyaranları yeterince filtreleyememesidir. Örneğin,
bir DEHB’ li çocuk "dürtülerini düzenlemekte zorlandığı için bir
arkadaşını itebilirken; duyusal hassasiyeti yani modülasyon farklılığı olan bir
çocuk, ortamdaki gürültüden "aşırı uyarıldığı için" sinir
sistemi alarm vererek savaş ya da kaç moduna girdiği için tepki vermiş
olabilir. Ne yazık ki günümüzde hem okul sisteminde hem de klinik süreçlerde bu
iki durum sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.
Bu nedenle doğru ve kapsamlı değerlendirme bu süreçte
oldukça önem kazanmaktadır. Çocuğunuzun okuldaki davranışları ya da dikkati ile
ilgili bir geri bildirim aldıysanız hangi adımları izleyerek süreci etkili
şekilde yönetirsiniz?
- Duyu
Profilini Değerlendirtin: Duyu profilimiz parmak izimiz gibidir.
Hepimizin farklı duyusal hassasiyetleri ya da duyusal arayışları olabilir.
DEHB gibi görünen bazı vakalarda çocuklar “duyusal bir arayış” içinde
olabilirler. Özellikle sınıf ortamında, durağan aktivitelerin fazla olduğu,
uzun süre oturmaları gereken durumlarda çocuklar duyusal bir arayış içine
girebilir ve hareketlenebilirler. Bu nedenle çocuğunuzla ilgili okuldan
bir geri bildirim aldıysanız çocuğunuzun “duyu profilini” bir ergoterapist
aracılığıyla çıkarttırabilirsiniz. Eğer duyu profilinde bir modülasyon
(uyaran arayışı ya da hassasiyeti) farklılığı gözlenmediyse bilişsel
süreçlerinin değerlendirilmesi için bir çocuk ergen psikiyatristi ya da
psikoloğa başvurabilirsiniz.
- Bilişsel
Süreçlerin Değerlendirilmesi: Öğrenme piramidinin en alt basamağında
duyusal sistem, onun bir üstünde duyu-motor, duyu-motor sistemin üstünde
ise yürütücü işlevlerin (dikkat-odaklanma, hafıza, akıl yürütme- mantık,
problem çözme, dil becerileri, dürtü kontrol becerisi, bilişsel esneklik
becerisi) yer aldığı bilişsel sistem bulunur. Sinir sisteminin yürütücü
organı beyin içeriden dışarıya doğru gelişim gösterir. Ağırlıklı olarak
bilişsel becerileri yöneten prefrontal korteksin (beynin ön bölümünde yer
alan kabuk kısmı) yapısı ve fonksiyonları DEHB’li bireylerde tipik gelişim
gösteren bireylere göre farklı gelişmektedir. Bu nedenle DEHB söz konusu
olduğunda çocuğun aile öyküsü, doğum öncesi ve doğum süreçleri dahil olmak
üzere gelişimsel yolculuğunu da içeren kapsamlı bir bilişsel değerlendirme
kritik bir önem arz etmektedir. DEHB’i altı yaş itibariyle ayırt
edebileceğimiz değerlendirme araçları mevcuttur. Moxo Dikkat Testi, CAS
(Cognitive Assesment System) ya da WISC-4 ülkemizde de uygulanan
değerlendirme araçları arasında yer almaktadır. Eğer bu araçlar ile
yapılan değerlendirmelerde DEHB olabileceği yönünde bir bulguya ulaşılırsa
uzmanın yönlendirmelerini dikkate almanızı öneririz.
Aileler
ve Öğretmenler İçin Uygulanabilecek Temel Stratejiler Neler Olabilir?
İster DEHB ister duyusal modülasyon farklılığı olsun
bir uzman yardımıyla süreci yönetmek hem çocuğun sağlıklı gelişimi hem de
ailenin doğru ve etkili müdahaleleri için çok önemlidir. Bu nedenle önce
uzmanınızdan destek almanızı öneririz. Çünkü her çocuk özel ve her insan
biriciktir. Bununla birlikte bu iki durum sıklıkla iç içe geçtiği için, tek bir
yaklaşımdan ziyade çok boyutlu stratejiler kullanmak en etkili yoldur. Bilimsel
temelli ve uygulamalı yaklaşımlar aşağıda özetlenmiştir:
1. Duygusal Regülasyon ve Otonom
Sinir Sistemi Desteği
- Kabul ve
Kararlılık Terapisi (ACT) Teknikleri: Çocuklara duygularla
savaşmak yerine onları kabul etmeyi öğretin. "Duygular dalga
gibidir; gelir, yükselir ve geçer" metaforunu kullanarak çocukların
zor anlarda sakinleşmelerine alan açın. Duygu repertuarını geliştirin ve
duygularını fark ederek, duygu-düşünce- davranış ayrımını yaparak
davranışlarını ortama uygun davranmaları konusunda yardımcı olun. Eğer bu
konuda siz de kendinizi yetersiz hissediyorsanız “duygu düzenleme ve dürtü
kontrol becerilerini” geliştirmek için bir uzmandan destek almanızı öneririz.
- Mindfulness
ve Topraklanma: Otonom sinir sistemini dengelemek için
nefes egzersizleri ve "topraklanma" (grounding) çalışmaları
uygulayabilirsiniz. Hem kendiniz için hem de çocuğunuzla birlikte
uygulayacağınız farkındalık egzersizleri duygu düzenleme ve dürtü kontrolü
için yardımcı olacaktır. “Zihin kavanozu” ya da "Sihirli Kum
Saati" yöntemi gibi; çocuk bunaldığında kum saati akarken sadece
derin nefes almasına odaklanmasını sağlayabilirsiniz. Bu yöntemleri
çocuğunuzla birlikte uygulamanızı öneririz.
2. Çevresel Düzenlemeler (Okul ve
Ev)
- Görsel ve
İşitsel Uyaran Kontrolü: Sınıf veya çalışma ortamındaki görsel
karmaşayı azaltın. Duyusal hassasiyeti olan çocuklar için gürültü
engelleyici kulaklıklar veya sadeleştirilmiş çalışma alanları yardımcı
olabilir. Ancak duyusal arayışı olan çocuklar için dikkat çekici, öğretici
görsellerden yararlanmak faydalı olacaktır.
- Hareket
İhtiyacı İçin "Gizli Görevler": Çocukları
"yerinde otur" diye uyarmak yerine, onlara hareket etmelerini
sağlayacak sorumluluklar verin. Örneğin: "Tahtayı silme
sorumlusu", "kitapları taşıma görevlisi" gibi roller, hem
odaklanmalarını sağlar hem de içsel hareket ihtiyacını yönetmelerine
yardımcı olur. Evde de çorap katlama, çamaşır asma, katlama, pirinç,
mercimek ayırma, düğme dikme gibi görevler verilerek dürtü kontrolü
arttırılabilir.
3. Bilişsel ve Sosyal Koçluk
- Bilişsel
Esneklik Çalışmaları: Çözüm Odaklı tekniklerinden
yararlanarak, çocuğun kendini izlemesi, kaynaklarını fark etmesi, bu
kaynakları kullanarak kendine uygun etkili çözüm stratejileri geliştirmesi
sağlanabilir.
- Sosyal
Beceri Desteği: Akran ilişkilerinde dürtüsel
konuşmaların önüne geçmek için "bekleme süreleri" (3-2-1 nefes
al, sonra konuş) gibi basit ama etkili sosyal koçluk stratejileri geliştirebilirsiniz.
- Dikkat
Becerisinin Geliştirilmesi: DEHB söz konusu olduğunda ne kadar erken
“eğitim” o kadar etkili sonuç demek yanlış olmayacaktır. Araştırmalar,
özellikle erken çocukluk döneminden itibaren uygulanan dikkat müdahale
programlarının çocuğun dikkat ve dürtü kontrol becerisini fark yaratacak
şekilde arttırdığını ortaya koymaktadır. Bu programlar arasında ülkemizde
de uygulanan 4-14 yaş PAY ATTENTION KIDS, 7-14 yaş ATTENTIONER dikkat
programları bireysel çalışmalarda kullanılmaktadır.
Unutmayın: Çocuğunuzun yaşadığı zorluklar, onun
başarısızlığı değil; dünyayı biraz daha hızlı, biraz daha hareketli ve farklı
bir yoğunlukta hissetme biçimidir. Doğru rehberlikle bu enerji, onun en
büyük süper gücüne dönüşebilir.