İçsel Eleştirmen Nedir? İç Eleştirmeni İyileştirmek/Şifalandırmak
İçsel eleştirmen, birçok insanın
farkında olmadan her gün mücadele ettiği en güçlü psikolojik süreçlerden
biridir. Sürekli yetersiz, başarısız ya da eksik olduğumuzu söyleyen bu iç ses;
özgüvenimizi, ilişkilerimizi ve yaşam kalitemizi olumsuz etkileyebilir. Ancak
modern psikoloji, içsel eleştirmenin aslında bize zarar vermeye çalışan bir
düşman değil, geçmişte gelişmiş bir koruma mekanizması olabileceğini
göstermektedir. Bu yazıda içsel eleştirmenin kökenlerini, neden bu kadar güçlü
olduğunu ve öz-şefkat ile psikoterapi yaklaşımlarının bu iç sesi dönüştürmede
nasıl yardımcı olabileceğini ele alıyoruz.
İç Eleştirmeni Korkularını Anlayarak Dönüştür
- Orjinal Metin: No Enemies Within: Healing Our Inner Critic – Kenneth E. Miller Ph.D.
- Çeviren: Madina Sadigova
İnsanların psikoterapi
aramalarının yaygın sebeplerinden biri, sert bir içsel eleştirmeni
yatıştırma konusunda yardım istemektir. İçsel eleştirel seslerimiz,
rahatsız edici seviyeden derin sıkıntı verici hâle kadar değişebilir; bu da
bizi güvensiz, kaygılı hissettirebilir ve hatta utanç veya yetersizlik
duygularına yol açabilir.
İçsel eleştirmenler değişime
karşı oldukça dirençlidir ve yaşam kalitemiz üzerinde güçlü bir etkiye sahip
olabilir. Sürekli olarak “yetersizim, kusurluyum ya da tanımlanamaz bir şekilde
utanç vericiyim” diyen bir sesin baskısı altındayken, sevinç duymak,
rahatlamak, canlılık ve huzur hissetmek oldukça zorlaşır.
İçsel eleştirmenler farklı
isimlerle anılır; hepsi, bize hissettirdikleri olumsuz duygular kadar
negatiftir: şeytanlar, gremlinler, sabotajcılar, düşmanlar ve yargıçlar,
bunlardan sadece birkaçı. Bu yazıda ise onları daha pozitif bir
çerçevede, koruyucu parçalar olarak adlandıracağım. Bu
terim, İçsel Aile Sistemleri (Internal Family Systems – IFS) terapisi’nden
gelir ve içsel eleştirmenlerimizle ilgili temel bir gerçeği anlatmayı amaçlar:
Onlar genellikle, hayatın erken dönemlerinde gelişmiş, savunmasızlık,
korku ve acı gibi güçlü duyguları yönetmemize yardımcı olan derinlemesine
kodlanmış uyum stratejilerini temsil eder.Bu stratejiler neredeyse her
zaman artık günümüz için gereksiz olsa da, sanki dünya hiç değişmemiş gibi
varlıklarını sürdürürler.
Kökenleri: İçsel Eleştirmenler Nereden Gelir?
İçsel eleştirmenlerin yaygın bir
kökeni erken çocukluk dönemidir. Eğer, sadece yüksek başarı
gösterdiğimizde kabul edilebilir olduğumuzu, öfkemizi göstermememiz gerektiğini
veya ihtiyaçlarımızı dile getirmememiz gerektiğini düşünüyor ya da doğrudan ya
da dolaylı mesajlarla “yetersiz, sevilmez veya kabul edilemez” olduğumuzu
hissediyorsak, bu mesajları içselleştirebilir ve yol açtığı acıyı kendimize
yönelerek yönetmeye çalışabiliriz.
İçsel eleştirmen, acı verici
duygulardan bir nebze uzaklaşmamıza yardımcı olacak bir strateji olarak
gelişebilir; savunmasızlık, üzüntü ve korku gibi güçlü duygularla başa çıkmanın
bir yolu olabilir. Ancak bu eleştirmen zamanla sert bir görevliye
dönüşebilir; bizi “yeterince iyi, çekici, başarılı” olmaya
zorlayarak, sevilmek ve kabul edilmek için hissettiğimiz yetersizlik
deneyimlerini telafi etmeye çalışır.
Kendine Karşı Dönmek Neden Bu Kadar Güçlüdür?
Kendine karşı dönmek,
beynin kendine karşı dönmeye devam etmesi için yollar oluşturur.
Kendine karşı dönmek, acı verici
durumlara karşı gelişmiş aşırı bir uyum stratejisidir ve bir kez alışkanlık
hâline geldiğinde değiştirmek çok zordur. Nörobilimde sıkça söylenen bir gerçek
vardır: “Birlikte ateşlenen nöronlar birlikte bağlanır” — yani
kendimize karşı dönmek, beynin kendine karşı dönmeye devam etmesi için yollar
oluşturur.
Zamanla içsel
eleştirmenler, alt kortikal beyin yapılarında derinlemesine kodlanır. Bilinçaltının
altında, zamanın ötesinde yaşayan örtük (implicit) anılar veya şemalar hâline
gelirler. Görünüşe göre değişime dirençlidirler ve erken dönemde yaşadığımız
acı, utanç, karşılanmamış ihtiyaçlar ve savunmasızlık deneyimlerini hatırlatan
her şeyle sürekli tetiklenirler. Bu durum, bizi sürekli stresli ve kaygılı
bırakabilir ve “yeterince iyi değilim, kabul edilemezim” gibi
eski hikâyelerle yükler.
Neden Mantıklı Düşünmek Yeterli Olmaz?
Hiç fark ettiniz mi, içsel
eleştirmenlerin yeni bilgiler veya mantıklı düşünceye karşı ne kadar dirençli
olduklarını? Derinlemesine kodlanmış koruyucu parçalarla (içsel eleştirmenler)
mantıklı bir şekilde tartışmak genellikle sonuç vermez. Partnerimiz,
arkadaşlarımız veya ailemiz, “sen zaten akıllı, çekici ve kabul edilebilir bir
insansın” diye hatırlattığında, mantıklı düzeyde bunu kabul edebiliriz; ancak
içsel eleştirmenimiz bu güvenceyi büyük olasılıkla reddeder ve değişmeden
kalır. Pozitif öz konuşma (positive self-talk) belirli durumlarda faydalı
olabilir; örneğin bir toplantı, sunum veya buluşmada eleştirel iç sesi
dengelemeye yardımcı olur. Fakat bu yöntem, içsel sert sesi kalıcı olarak
değiştirmez veya kökten dönüştürmez.
Milarepa’nın Şeytanları: İçsel Eleştirmeni Anlamak
Tibetli rahip Milarepa’nın
hikayesinin harika bir anlatımında, yazar ve eğitimci Dawna Markova, rahibin
köy köy dolaşıp meditasyon ve şefkati öğrettikten sonra evine dönüşünü anlatır.
Rahip evine vardığında küçük kulübesinin korkutucu şeytanlarla dolu olduğunu
görür; hepsi sanki onu öldürüp yemeye heveslidir. Derin bir nefes alır,
şeytanlara saygı gösterir, onları evine davet eder ve acıdan şekil değiştirmiş
olan bu varlıkları yatıştırmak için onlara bir ninni söyler. Ardından
iyileşmeleri için neye ihtiyaçları olduğunu sorar. O anda şeytanlar kaybolur ve
rahip güvenle evine dönmüş olur.
Kendi içsel şeytanlarımızı, yani
sert içsel eleştirmenlerimizi iyileştirmek istiyorsak, başlamak için iyi bir
yer, onlarla nazikçe oturmak, görünmelerine davet etmek ve öfkeli,
eleştirel davranışlarının arkasında ne olduğunu dinlemektir.
İçsel Eleştirmenin Altında Yatan Korkular
Öfkelerinin ve sert
eleştirilerinin arkasında hangi duygular ve anılar yatıyor? Nelerden
korkuyorlar? Hangi acıdan kendilerini —ve nihayetinde bizi— korumaya
çalışıyorlar? Milarepa’nın kulübesindeki şeytanlar gibi, biz de içsel
eleştirmenlerimize güvende hissetmeleri için neye ihtiyaçları olduğunu,
hangi duygularla başa çıkmak için desteğe ihtiyaç duyduklarını sorabiliriz.
Sert ve eleştirel davranışlarını, içimizde kötü veya acımasız bir şey olarak
görmek yerine, artık işlevini yitirmiş eski bir hayatta kalma
stratejisi olarak yeniden çerçeveleyebiliriz.
Şefkat ve Hafıza Yeniden Konsolidasyonu
Güvenli ve destekleyici bir
yetişkinin (ya da merhametli yetişkin benliğimizin veya bir terapistin)
varlığında, bu koruyucu parça, artık var olmayan tehditlerden bizi korumaya
yönelik iyi niyetli ama yararsız çabalarını bırakabilir. Güvende ve görülmüş
hissetmek, özümüzdeki yetersizlik veya kusurlara dair eski şemaların
veya inançların, yeni bilgilerle yer değiştirmesine olanak tanır; bu
süreç hafıza yeniden konsolidasyonu (memory reconsolidation) olarak
bilinir.
Bir Terapi Örneği: Başarı Baskısının Ardındaki Çocuk
Bir zamanlar, içsel eleştirmeni
tarafından aşırı uzun saatler boyunca durmaksızın çalışmaya zorlanan bir
adamla çalıştım; öyle ki ailesini ve kendi sağlığını ihmal ediyordu. Ona
sürekli “Profesyonel alanında büyük başarılar elde etmelisin, ne pahasına
olursa olsun ve zaten elde ettiklerin yeterli değil” diyen bir ses tarafından
rahatsız ediliyordu.
Sonunda terapi sırasında bu sert
iç sese oturup görünmesini davet ettiğinde, küçük bir çocuk gördü;
bu çocuk, yaptığı her şeyde mükemmel olamazsa ebeveynlerinin sevgisini
kaybedeceğinden korkuyordu. Bu küçük çocuğun yükü karşısında ağladı ve içsel
eleştirmeninin — onu bu kadar kompulsif çalışmaya zorlayan sesin —
aslında en çok bağımlı olduğu kişiler tarafından reddedilme olasılığına
karşı onu korumaya çalıştığını fark etti. Bu korkmuş çocukla şefkatle
oturdukça, içsel eleştirmen giderek sessizleşti ve daha az çalışıp ailesine ve
kendi iyiliğine daha fazla odaklanmak için özgür hissetti.
Destek Almak ve İyileşme Yolculuğu
Eğer kendi başınıza koruyucu
parçalarınızla çalışmak isterseniz, bunu yapabileceğiniz pek çok kaynak mevcut.
Ancak bu tür bir çalışmayı tek başına yapmak, özellikle koruyucu parçalarınız
erken dönem travmatik deneyimlere yanıt olarak geliştiyse, zorlayıcı
olabilir. IFS (Internal Family Systems), Hızlandırılmış Deneyimsel
Dinamik Terapi (AEDP) veya Koherens Terapisi (Coherence Therapy) gibi
deneyimsel yaklaşımlarda eğitimli bir terapistle çalışmak, süreci daha
yönetilebilir hâle getirebilir. Ve çünkü erken dönem travmalar neredeyse her
zaman kişilerarasıdır, bu iyileşme çalışmasını güvenli ve besleyici bir
terapötik ilişki bağlamında yapmak, tek başına yaratılması zor bir tür
şifa sağlayabilir.