MAKALELER

Özel Gereksinimli Çocuk: Ebeveynliğin Diğer Yüzü

Özel gereksinimli bir çocuğun tanısını almak, bir ebeveyn için hayatın yön değiştirdiği o andır. Bu yolculukta sadece çocuğun değil, anne ve babanın da kalbi ve zihni yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duyar.

7 dk. okuma süresi
Özel Gereksinimli Çocuk: Ebeveynliğin Diğer Yüzü

Yazan: Rümeysa Kaya

Özel gereksinimli bir çocuğa sahip olmak, eğitimin çocuğa göre yapılandırılmasını ve ebeveynlerin de gereksinimlerinin göz önünde bulundurulmasını kapsar. Bu sürecin etkisi çocukta tek başına kendini göstermez; ebeveynler ve çocuk, karşılıklı ve etkileşimli olarak bu sürece dahil olurlar. Bu makale, özel gereksinimli bir çocuğun tanı ile devam eden yaşam sürecinde ebeveynlerin yaşantılarını ve duygusal deneyimlerini incelemeyi amaçlamaktadır.


Özel gereksinimli bir çocuğun tanısını almak, bir ebeveyn için hayatın yön değiştirdiği o andır. Bu yolculukta sadece çocuğun değil, anne ve babanın da kalbi ve zihni yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duyar. Özel gereksinimi olan çocuklar, çeşitli gelişim alanlarında akranlarına göre anlamlı düzeyde farklılık gösteren ve bu sebeple standart eğitim hizmetlerinden yeterince faydalanamayan bireylerdir. Bu doğrultuda, onların özel eğitim hizmetlerine ve bireyselleştirilmiş eğitim programlarına ihtiyaç duyduğu kabul edilir (Ateş, 2025; Eripek, 2009). Bu zorlu durumun etkisi yalnızca çocuklarla sınırlı kalmamakla birlikte ebeveynlerin duygusal ve psikolojik yaşantılarına da yansıyabilir. Ebeveynlerde bu durum, duygulanım açısından çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Özellikle suçluluk ve kaygı gibi duygular bu süreçte etkili olabilir. Ebeveynlerin yaşadıkları suçluluk duygularının; kendini suçlama, çevresel etkenler ve vicdani faktörlerle ilişkili olduğu belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, çocuğa yönelik gelecek beklentilerinin karşılanamayacağına dair inançların geliştiği; ailelerin kendilerinden sonra çocuklarına ne olacağına ilişkin kaygılarının ve çocuklarının durumunun değişmeyeceği düşüncesinin ebeveynleri karamsarlığa sürükleyebildiği vurgulanmıştır (Bakırtaş & İmamoğlu, 2022). Bu doğrultuda, ebeveynlerin yaşadıkları duyguların yalnızca kendilerine yönelik olmadığı, aynı zamanda çocuklarına yönelik duygusal tutumları da etkilediği söylenebilir.


Avşaroğlu ve Gilik (2017), özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşadıkları başlıca stres kaynaklarını çeşitli başlıklar altında ele almıştır.


Bunlar:
• Toplum tarafından kabullenilmeme
• Çocuğa acınarak bakılması ve bu bakışların çocuk üzerinde olumsuz etkiler yaratması
• Çocuktaki farklılığın dikkat çekmesi ve çocukla alay edilmesi
• Çocuğun özel gereksinimli oluşunun sebebi olarak ailenin görülmesi
• Çocuğun korku unsuru olarak algılanması
• Çocuğun gereksiniminin olumsuz ifadelerle tanımlanması
• Çocuğun, ebeveynlerinin olmadığı bir gelecekte sahipsiz, desteksiz, bakımsız kalabileceğine ilişkin düşünceler


Özel gereksinimli çocuğa tanı konulduktan sonraki süreçte sağlıklı adımların atılabilmesi için bazı uyum mekanizmaları ön plana çıkar. Bu mekanizmalardan biri de ailenin kendisidir. Ebeveynler, bu durumla ilk kez karşılaştıkları andan itibaren sağlıklı adımlar atılıncaya kadar çeşitli duygusal ve bilişsel süreçlerden geçebilirler. Bu süreçler literatürde farklı modellerle açıklanır. Bunlar arasında Aşama Modeli, Bütünleyici Yaklaşım (Sosyal Çevre Modeli) ve Travma Sonrası Gelişen Model yer alır. Bu modellerin içerisinde en sık kullanılan yaklaşım Aşama Modeli’dir (Say 2020; Yazıcı & Durmuşoğlu, 2017). Ebeveynlerin, çocuklarının özel gereksinimli olduğunu öğrendikten sonra verdikleri tepkiler bu model çerçevesinde ele alınmaktadır (Say, 2020; Ardıç, 2018):

Aşama Modeli



1. Şok, İnanmama ve Yadsıma: Bu aşama ebeveynin, çocuğunun özel gereksinim tanısına sahip olduğunu öğrendiği ilk anı kapsar. Çaresizlik, suçluluk, utanç ve yoğun üzüntü gibi duygular bu süreçte ortaya çıkar. Sürecin uzunluğu ebeveynden ebeveyne göre değişebilir. Ebeveyn bu aşamadayken çocuğun eğitime başlaması, onun eğitimden aldığı verimi olumsuz etkileyebilir.
2. Öfke ve İçerleme: Bu aşamada ebeveyn, çocuğunun özel gereksinimli olmadığına dair elde ettiğini düşündüğü bazı kanıtların alan uzmanları tarafından onaylanmasını isteyebilir. Bu kanıtların kabul görmemesi ve buna karşılık gelen yardım teklifleri sonucunda ebeveynde yoğun öfke duyguları ortaya çıkabilir. Bu süreçte ebeveynler, “Neden benim başıma geldi?” gibi sorgulamalara yönelebilirler.
3. Pazarlık: Ebeveyn, çocuğunun özel gereksiniminin zamanla geçeceğine inanarak tüm çabasını bu yönde göstermeye çalışabilir. Bu çabanın sonucunda ebeveynler hem maddi hem de manevi açıdan bir zorlanma yaşayabilirler. Ayrıca bu süreçte ebeveynin doğru ve güvenilir bilgilere erişimde güçlük yaşaması önemli bir eksiklik oluşturabilir.
4. Depresyon ve Umutsuzluk: Bu aşama, önceki evrelerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Ebeveyn, çocuğunun özel gereksinime sahip olduğunun ve bu duruma uygun bir planlama yapması gerektiğini fark edebileceği bir evrededir. Bu süreçte ebeveynler, daha önce inkâr ettikleri durumlarla yüzleşme yaşayabilirler. Ebeveynlerin bu evreyi sağlıklı bir şekilde geçirebilmeleri için uygun destek sağlamaları ve kararlılık geliştirmeleri önemlidir.
5. Kabul: Bu aşamada sorunlara odaklanmak yerine çözüm odaklı bir yaklaşım ön plana çıkar. Ebeveyn, çocuğunun özel gereksinimini kabul eder ve onun güçlü yönlerine odaklanmaya başlar. Bu dönemde ebeveyn hem özel gereksinimli çocuğunun hem de diğer aile bireylerinin ihtiyaçlarına uyum sağlayacak bir yaşam biçimini benimsemeye yönelebilir.


Kaygının Ebeveynler Üzerindeki Dışavurumsal Yansımaları


Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin yaşam deneyimleri incelendiğinde, kaygı duygusunun bu süreçte önemli bir yer tuttuğu görülebilir. Bu kaygı ile baş etmeye çalışan ebeveynler, zaman zaman kendilerini yetersiz ya da çaresiz hissedebilirler. Araştırmalar gösteriyor ki, ebeveynlerin yaşadığı yoğun stresörler dikkate alındığında, bu duygular hayat kalitelerini olumsuz yönde etkileyebilir (Bakırtaş & İmamoğlu, 2022; Arslan, Hamarta, & Deniz, 2002). Bununla birlikte yaşanan bu olumsuz duygular, aile bireylerine çeşitli şekillerde yansıyabilir. Bunlar çoğunlukla çocuğun engelini inkâr etme, çocuğa yönelik karışık duygular hissetme ve öfke duyma, çocuğun engeli ile baş etmede yetersizlik hissi, yas ve suçluluk duyguları, çocuğu aşırı koruma gibi davranışlardır (Bakırtaş & İmamoğlu, 2022; Kula, 2012). Bu davranışların, ebeveynlerin yaşadıkları zorlayıcı deneyimlerin bir dışavurumu olduğu söylenebilir. Bireyler, yaşadıkları bu travmatik durumlara karşı olumlu ve olumsuz başa çıkma yolları geliştirir. Olumlu başa çıkma yolları arasında çözüm arama, çözüm uygulama ve iyi hissetmeye çalışmak yer alırken; olumsuz başa çıkma yolları arasında çözümsüz kalma, boş verme ve inkâr etme bulunur (Bakırtaş & İmamoğlu, 2022; Kara, 2018). Bunların yanı sıra, ebeveynlerin bazı durumlarda dini ve manevi uygulamalara yöneldikleri görülebilir. Bu kapsamda yapılan bir çalışmada, ebeveynlerin başa çıkma yöntemleri arasında manevi uygulamalara başvurduklarından bahsedilmiştir (Bakırtaş ve İmamoğlu, 2022). Bu durum, ebeveynlerin yaşadıkları sürecin içinden daha sağlıklı bir şekilde çıkabilme çabalarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.


Süreç İçerisinde Ebeveynlere Yönelik Uyum ve Destek Kaynakları



Yoğun stres faktörleri ile iç içe yaşamak, bireylerin mevcut bilgi, farkındalık ve hazırbulunuşluk düzeylerinin yeniden düzenlenmesini gerektirebilir. Bu süreçte ebeveynlerin yalnız ve yetersiz hissetmemeleri oldukça önemlidir. Bu doğrultuda, ebeveynlerin sürece uyum sağlayabilmeleri için çeşitli destek kaynaklarına ihtiyaç duydukları söylenebilir. Bakırtaş ve İmamoğlu (2022) tarafından gerçekleştirilen araştırmada, bazı ebeveynler rehabilitasyon merkezlerinde sunulan eğitim ve destek çalışmalarının kendilerini psikolojik açıdan rahatlattığını ifade etmiştir. Aynı araştırmada, ebeveynlerin manevi uygulamalara yönelmesinin olumlu bir destek kaynağı oluşturduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda, uzman kişilerden profesyonel destek almanın ve manevi açıdan rahatlatıcı uygulamalardan faydalanmanın ebeveynler için önemli olduğu söylenebilir. Bu sürecin ailede ortaya çıkardığı kaygı kaynakları ve bunların sonuçları kadar, bu durumlarla baş edebilme becerisinin geliştirilmesi de son derece önemlidir. Bu becerinin geliştirilmesinde kaygı azaltıcı eğitim programlarına katılımın etkili olduğu görülebilir.


Ailelerin, çocuklarının sahip olduğu özel gereksinim düzeyine ve eğitim sürecine ilişkin bilgi sahibi olmaları; süreci daha iyi anlamaları, sürece uyum sağlamaları ve olumlu duyguları daha etkili biçimde deneyimlemeleri açısından büyük önem taşır (Akoğlu, 2022; Calderon & Naidu, 2002). Nitekim kaygı azaltıcı eğitim programlarına katılan ailelerin, bu programlara katılmayan ailelere kıyasla daha düşük kaygı düzeylerine sahip oldukları ifade edilmektedir (Şimşek, Demir & Yılmaz, 2023). Bu noktada uzman kişilere başvurmak ve bu doğrultuda gerçekleştirilen etkinliklere katılmak ön plana çıkar. Bilgilendirme, danışmanlık ve duygusal destek çalışmalarının ebeveynlerin kaygı düzeylerini azalttığı belirlenmiştir. Bu kapsamda yürütülen çalışmaların bir kısmı rekreatif etkinlikleri de içerir. Rekreatif etkinlikler yalnızca keyifli vakit geçirmeyi değil, aynı zamanda psikolojik iyilik hâlini desteklemeyi de sağlar (Şimşek, Demir & Yılmaz, 2023; Şahin vd., 2020). Yoğun iş yüküyle yaşamlarını sürdüren ebeveynler için düşük tempolu fiziksel aktiviteler ve rekreatif etkinlikler, depresyon ve kaygı düzeylerinin azalmasına katkı sağlayabilir. Bu etkinlikler, aile bireylerinin birlikte zaman geçirmesine olanak tanıyarak duygusal bağların güçlenmesine de yardımcı olabilecek etkinliklerdir (Şimşek, Demir & Yılmaz, 2023; Velemínský vd., 2019; Kim ve Lehto 2013). Ebeveynlerin destekleyici eğitimlere dahil olmaları, profesyonel yardım almaları, çeşitli destekleyici faaliyetlere katılmaları ve sosyal destek ağlarını güçlendirmeleri kaygı düzeylerinin azalmasında önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra, çalışan annelerin çalışmayan annelere kıyasla daha yüksek psikolojik sağlamlık düzeylerine sahip olduğu belirtilmektedir (Akoğlu, 2022; Çiçek, 2020; Uçar, 2021). Bu doğrultuda ebeveynlerin sahip oldukları içsel kaynakların yanı sıra dışsal kaynaklarının da yaşanan stres faktörleriyle baş etme sürecinde önemli bir işleve sahip olduğu söylenebilir.


Sonuç: Ebeveynliğin Yükü Tek Kişilik Değildir


Özel gereksinimli çocuğa sahip olmak, ebeveynlerin de bu süreçte desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu gösterebilir. Çocuğuna destek olan ebeveyne destek sunulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Ebeveynlerin yaşadıkları olumlu ya da olumsuz tüm duygu ve deneyimler sürecin doğal bir parçasıdır. Gerekli bilgilendirmeler, sosyal ve eğitsel destek sağlandığında ebeveynlerin hem kendi yaşamlarına hem de çocuklarının geleceğine dair kaygılarının önemli ölçüde azalacağı görülebilir. Destek kaynaklarının artması, ebeveyn ve çocuklar için daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir uyum sürecinin oluşmasına katkı sağlamada önemlidir.


Kaynakça


1. Akoğlu, B. (2022). Özel gereksinimi olan çocuğa sahip ailelerde psikolojik sağlamlık üzerine sistematik bir derleme (A systematic review on psychological resilience in families with a child with special needs). The Journal of Happiness and Well-Being, 7(13), 47–56. https://doi.org/10.32739/usmut.2022.7.13.11
2. Avşaroğlu, S., & Gilik, A. (2017). Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Anne-Babaların Kaygı Durumlarına Göre Umutsuzluk Düzeylerinin İncelenmesi. İlköğretim Online, 16(3), 1022-1035. https://doi.org/10.17051/ilkonline.2017.330239
3. Bakırtaş, T., & İmamoğlu, A. (2022). Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Ebeveynlerde Suçluluk Duygusu ve Dini Başa Çıkma. Bilimname(47), 1-40. https://doi.org/10.28949/bilimname.953993
4. Karacan Şimşek, Ç., Demir, Ö., & Şahin Yılmaz, N. (2023). Engelli Çocuklara Sahip Olan Ailelerdeki Kaygı Düzeyi: Derleme. Sağlık ve Spor Bilimleri Dergisi, 6(3), 85-94. https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhss/article/1392362
5. Say, H. (2020). Özel gereksinimli çocuğa sahip olan ebeveyn ile özel gereksinimli çocuğa sahip olmayan ebeveynlerin umutsuzluk düzeyleri ve yaşam doyumlarının incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Gelişim Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. https://acikerisim.gelisim.edu.tr/items/617f33a1-2383-4a11-b04e-bdd9e1d831b9

Ücretsiz Ön Görüşme
15 DAKİKA SÜRELİ ÜCRETSİZ ÖN GÖRÜŞME RANDEVUSU alarak uzmanlarımızla görüşebilir, bulunduğunuz ildeki DİLGEM şubesi veya Kurumsal Çözüm Ortağımızdan profesyonel destek alabilirsiniz.

Görüşmenizi online olarak, telefon araması yoluyla ya da kuruma giderek yüz yüze gerçekleştirebilirsiniz.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Şubelerimiz ve Kurumsal Çözüm Ortaklarımızla her yaştan bireye uzman desteği sunuyoruz.
Online Görüşme Telefon Yüz Yüze
Randevu Al
Tüm yaş gruplarına uzman desteği sunuyoruz
We use cookies to improve your experience.