Demans Nedir? Türleri ve Nöropsikolojik Farklılıklarıyla Demansın Ayırıcı Özellikleri
Bu eğitim, İlk Türk Kadın Nöropsikolog Prof. Dr. Öget Öktem Tanör tarafından verilmektedir. Klinik psikologlar, nöropsikologlar, psikoloji öğrencileri ve bu alanla ilgilenen profesyoneller için bu eğitim kaçırılmaz bir fırsattır.
Eğitimin İçeriği
Demans, temel olarak bilişsel işlevlerin bozulmasıyla ortaya çıkan ve bellek gibi zihinsel faaliyetlerin aksadığı hastalıkların tümüne verilen genel bir terimdir. Kelime anlamında demans, Latince "mens," yani zihin kelimesinden türemiştir. De-mens ise zihin kaybı anlamına gelir. Bu tanıma göre, demanstan söz edebilmek için bireyin mevcut akıl yeteneklerini daha sonra kaybetmesi gereklidir.
Demans, toplumda genel olarak bunama olarak adlandırılmakta ve genellikle Alzheimer hastalığı ile ilişkilendirilmektedir. Fakat Alzheimer hastalığı, demans çeşitlerinden yalnızca bir tanesidir ve en yaygın demans sebebidir. Tüm demans vakalarının yüzde elli ila yetmişini bu hastalık oluşturmaktadır. Diğer demans türleri arasında vasküler demans, lewy cisimcikli demans ve frontotemporal demans yer almaktadır. Nadir görülen demans türleri ise parkinson demansı, subkortikal demanslar, huntington hastalığı gibi hastalıklardır. Bu türler, benzer belirtiler gösteriyor olsalar da, hastalıkların seyrinde, şiddetinde ve belirtilerin çeşitliliğinde farklılıklar gözlemlenmektedir.
Demansın en yaygın sebebi olan Alzheimer hastalığında zihinsel kayıplar yavaş ve sinsi bir şekilde ilerler. Bu durum genellikle hafıza sorunlarıyla başlar. Özellikle yakın döneme ait unutkanlıklar kritik öneme sahiptir. Yakın anılar üzerindeki etkiler, uzun dönem hafıza kayıplarından daha ağır basar. Hastalar geçmişi net bir şekilde hatırlayabilirler; ayrıca geçmişteki olaylara olan yoğun ilgi ve ayrıntılara takıntı şeklinde bir eğilim de gösterebilirler. Bu durum, hasta yakınlarında hastanın hafızasının sağlam olduğu yönünde bir yanılsama oluşturabilir. Hatırlama ve kayıt yeteneklerinin giderek zayıflaması, içe kapanma, özsaygı kaybı ve günlük işlerde zorlukları beraberinde getirir. Yeni bilgiler edinme zorluğu, tanıdık insanları hatırlayamama, faturaları ödeme konusunda gecikmeler, yemekleri yakma, aynı şeyleri sürekli tekrarlama, sorma ya da duyulan şeylerin söylenmediğini iddia etme gibi durumlar sık karşılaşılan şikayetlerdir. Dil becerilerinde de sorunlar ortaya çıkabilir. Kelimeleri bulma zorluğu, isimlendirme güçlüğü ve konuşma akışında azalma gözlemlenebilir. Depresyon, huzursuzluk, ajitasyon ve algı bozuklukları da görülebilir. Hastalık ilerledikçe yürüme, yeme, yutma gibi temel işlevlerde sorunlar baş göstermeye başlar. Bu sorunların ciddiyeti hastalığın seyrine göre değişir; tam bağımlılık durumu hastalığın ileri aşamalarında ortaya çıkar. Karar verme, değerlendirme, organizasyon yapabilme, soyut düşünme ve neden-sonuç ilişkisi kurma gibi kritik yeteneklerin kaybı, günlük hayat aktivitelerini kısıtlayan en önemli işlev kayıplarını oluşturur.
Kimlere Yönelik?
Klinik psikologlar, nöropsikologlar, psikoloji öğrencileri ve nöropsikolojik değerlendirmeye ilgi duyan herkes için zengin içerikli bir seminer olacaktır.
Eğitmen Hakkında
Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, Türkiye'de klinik nöropsikolojinin öncüsü olarak bilinir. 1983 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde ilk Klinik Nöropsikoloji Laboratuvarı’nın kurmuştur. bugün hâlâ psikologlar, nörologlar ve cerrahlar tarafından büyük saygı görmektedir. Kurucularından olduğu Nöropsikoloji Derneği onun önderliğinde yıllarca gelişmiş, eğitimler, seminerler ve klinik işbirlikleri ile Türkiye’de nöropsikolojik bilincin yayılmasına büyük katkı sağlamıştır.